Dolar 46,8571
Euro 53,4354
Altın 6.076,97
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 28 °C
Parçalı Bulutlu

Meryem’in Sessiz Çığlığı: İki Ayda Hayatı Altüst Oldu

08.07.2026
115
A+
A-
Meryem’in Sessiz Çığlığı: İki Ayda Hayatı Altüst Oldu

Meryem iki aydır her sabah şiddetli mide bulantısıyla uyanıyordu. Hızla kilo vermiş, rengi solmuştu. Birçok doktora gitmesine rağmen tüm tetkikler normal çıkıyor, hiçbir sorun bulunamıyordu. Doktorlar bunun psikolojik olabileceğini söylese de Meryem buna inanmıyordu.

Bir sabah işe giderken kalabalık metroda yaşlı bir adam ona yaklaştı. Boğazındaki kolyeyi işaret ederek alçak sesle konuştu.

“Zinciri çıkar. İçinde ne olduğunu biliyorum.”

Meryem şaşkınlıkla adama baktı.

“Yıllarca kuyumculuk yaptım,” dedi adam. “Kolyenin kenarındaki ince çizgi süs değil, gizli bir mekanizma. Hayatınız sizin için değerliyse, o kolyeyi bir daha takmayın.”

Cebinden bir kartvizit çıkarıp Meryem’in eline bıraktı ve bir sonraki durakta sessizce metrodan indi.

Gün boyunca huzursuz olan Meryem, akşam eve döner dönmez aynanın karşısına geçti. Kocasının yıldönümlerinde hediye ettiği gümüş, zambak motifli kolyeyi dikkatle inceledi. Gerçekten de kenarında neredeyse fark edilmeyen ince bir çizgi vardı.

Parmağıyla hafifçe bastırınca kolye çıt diye ikiye ayrıldı.

O anda banyoya ağır, metalik bir koku yayıldı. Meryem önce bunun korkudan kaynaklandığını düşündü. Ancak birkaç saniye sonra başı dönmeye, dizlerinin bağı çözülmeye başladı.

Kolyenin iç kısmında kadife benzeri koyu bir yatak vardı. Tam ortasında ise camı andıran sarımsı küçük bir kapsül duruyordu. Kapsül çatlamış, içinden çıkan ince toz ışığın altında belli belirsiz parlıyordu.

Meryem refleksle kolyeyi lavaboya bıraktı, musluğu açtı ve pencereyi sonuna kadar açarak derin nefes aldı. Aylarca sebebini anlayamadığı mide bulantısının kaynağını ilk kez hissediyordu.

Bu şey zehirliydi.

Metroda karşılaştığı yaşlı adam aklına geldi. Cebindeki kartviziti çıkardı. Üzerinde yalnızca bir isim ve adres yazıyordu:

Kemal Usta – Geleneksel Kuyumculuk

Saat geç olmasına rağmen bekleyemezdi. Kolyeyi bir beze sarıp çantasına koydu ve verilen adrese gitti.

Atölye dar bir sokağın sonunda, eski bir apartmanın giriş katındaydı. Kapı aralıktı. İçeriden loş sarı bir ışık sızıyordu.

Kemal Usta onu görünce şaşırmadı.

“Geç kaldınız,” dedi sakin bir ifadeyle. “Ama hâlâ şansınız var.”

Eldivenlerini giydi, kolyeye dokunmadan dikkatlice inceledi. Yüzündeki ifade giderek sertleşti.

“Bu,” dedi sonunda, “yavaş etkili bir zehir kapsülü. Uzun süre ciltle temas ettiğinde çok küçük dozlar hâlinde vücuda geçer. Kilo kaybı, mide bulantısı, halsizlik… Anlattığınız belirtilerin hepsi buna uyuyor.”

Meryem’in sesi titredi.

“Ölebilir miydim?”

“Birkaç hafta daha taksaydınız,” dedi usta, “evet.”

Meryem’in boğazı düğümlendi.

“Bunu kim yapar?”

Kemal Usta kısa bir sessizliğin ardından cevap verdi.

“Bu mekanizmalar sıradan kuyumcularda yapılmaz. Çok özel sipariş işleridir. Genellikle de… kişisel sebeplerle hazırlanırlar.”

Meryem eve döndüğünde gece yarısını geçmişti. Ali salonda oturuyordu. Onu görünce gülümsedi.

“Bu saate kadar neredeydin?”

Meryem hiçbir şey söylemeden çantasından kolyeyi çıkardı ve masanın üzerine bıraktı.

“Bunu bana neden verdin?”

Ali’nin yüzü bir anlığına dondu. Ardından kendini toparlayıp hafifçe gülümsedi.

“Ne demek istiyorsun? Sana yıldönümü hediyesiydi.”

“İçinde zehir vardı,” dedi Meryem gözlerini ondan ayırmadan. “Aylarca beni hasta eden şey buydu.”

Odadaki sessizlik ağırlaştı.

Ali başını öne eğdi. Birkaç saniye sonra sakin bir sesle konuştu.

“Doktorlar hiçbir şey bulamadı, değil mi? Hep psikolojik dediler. Biraz daha sürseydi kimse şüphelenmeyecekti.”

Meryem’in içinde bir şey koptu.

“Neden?”

Ali derin bir nefes aldı.

“Senden ayrılmak istiyordum. Ama boşanmak hem pahalı hem de uğraştırıcıydı. Sessiz bir çözüm daha kolay geldi.”

Meryem korkudan çok büyük bir açıklık hissediyordu. Aylarca bedeninin verdiği sinyaller, bitmek bilmeyen doktor ziyaretleri, aynadaki solgun yüzü… Hepsi tek bir planın parçalarıydı.

Telefonunu eline aldı.

“Polisi arıyorum.”

Ali itiraz etmedi. Hatta sanki omuzlarından bir yük kalkmış gibiydi.

“Zaten biri fark etti,” dedi. “Demek o yaşlı adam gerçekten kuyumcuydu.”

Günler sonra Meryem hastanede tedavi görürken polis ifadesini aldı. Zehir yavaş yavaş vücudundan atılıyordu. Doktorlar bu kez emindi.

“Birkaç hafta daha kolyeyi takmaya devam etseydiniz, sonuç geri dönüşsüz olabilirdi.”

Taburcu olduğu gün Meryem doğruca Kemal Usta’nın atölyesine gitti.

“Hayatımı kurtardınız,” dedi.

Kemal Usta gülümsedi.

“Ben sadece kolyeye baktım. Asıl sizi kurtaran, bedeninizin verdiği sinyalleri sonunda ciddiye almanız oldu.”

Meryem atölyeden kolyesiz çıktı. Boynu ilk kez bu kadar hafif hissediyordu.

Sabah güneşi yüzüne vururken derin bir nefes aldı.

Aylar sonra ilk kez midesi bulanmıyordu.

O an şunu anladı:

Bazen insanın taşıdığı en ağır yük, boynundaki bir kolye değil; güven duyduğu yanlış kişidir.

Mekan Önerisi
BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.