Herkes Onu Korkak Sandı, Ama Gerçek Kahraman O Çıktı!
Şah son derece cesur bir kangaldı. Daha önce defalarca Husan’la birlikte sürüyü otlatmaya gitmiş, sayısız kurt saldırısında koyunları koruyarak güvenilirliğini kanıtlamıştı. Bolat ise onun oğluydu. Husan, onun da zamanı geldiğinde babası kadar korkusuz olacağına ve sürünün yeni koruyucusu olarak Şah’ın yerini alacağına yürekten inanıyordu.
Bir gün Husan, koyunlarını köyün dışındaki otlaklara götürdü. Kendisi bir ağacın gölgesinde dinlenirken Şah ve Bolat, her zamanki gibi yüksek bir tepenin üzerinde sürüyü dikkatle gözetliyordu. Ancak birkaç dakika sonra yaşanacaklardan hiçbiri haberdar değildi.
Bir anda sürünün içinde büyük bir hareketlilik başladı. Aç kurtlardan oluşan bir sürü saldırıya geçmişti. Tehlikeyi ilk fark eden Şah oldu. Hiç vakit kaybetmeden kurtlara doğru atıldı. Bolat da peşinden koşuyordu.
Şah, korkusuzca en öndeki kurdun üzerine atladı. Güçlü göğüs darbesiyle onu yere serdi ve boğuşmaya başladı. Tam o sırada Husan’ın hiç beklemediği bir şey yaşandı. Bolat cesaretini kaybetmişti. Kurtların üzerine gitmek, babasına yardım etmek ya da sürüyü savunmak yerine korkuyla geri çekildi ve kaçmaya başladı.
Şah ise tek başına kalmasına rağmen mücadeleyi bırakmadı. Büyük bir çabayla kurtları geri püskürtmeyi başardı. Her ne kadar birkaç koyun telef olsa da daha büyük bir felaketin önüne geçmişti. Ancak bu mücadelenin bedelini ağır yaralanarak ödedi.
Eve döndüklerinde Husan hemen Şah’ın yaralarını sardı. Hayati tehlikesi yoktu fakat uzun süre sürüyü koruyabilecek durumda değildi. Bolat’a karşı ise büyük bir hayal kırıklığı ve öfke duyuyordu. Onun korkup kaçması hem sürüyü hem de babasını ölümle burun buruna getirmişti. Böyle bir köpeği beslemenin anlamsız olduğunu düşünen Husan, acı bir karar verdi.
Hava kararmaya başlamıştı. Tüfeğini alıp dışarı çıktı ve koyunların yanında yatan Bolat’a doğrulttu. Tam tetiği çekeceği sırada Bolat aniden ayağa fırladı ve hızla koşmaya başladı.
Husan, köpeğin kendisinden kaçtığını sandı. Fakat birkaç saniye sonra hayatı boyunca unutamayacağı bir manzarayla karşılaştı.
Bolat, adamın yanından geçip doğruca sürüye doğru koşmuştu. Husan arkasını döndüğünde, tepeden aşağı inen büyük bir kurt sürüsünün koyunlara doğru ilerlediğini gördü. Hiç tereddüt etmeyen Bolat, tek başına kurtların üzerine atıldı. Şiddetli bir boğuşmanın ardından kurtlardan birini etkisiz hâle getirdi. Ardından diğer kurtları da koyunlardan uzaklaştırmayı başararak sürüyü büyük bir felaketten kurtardı.
O an Husan anladı ki Bolat korkak değildi. İlk saldırıda yaşadığı korku, onun cesaretsiz olduğu anlamına gelmiyordu. Gerçek cesaret, korkuya rağmen doğru zamanda harekete geçebilmekti. Bolat da bunu en kritik anda kanıtlamıştı.