Dolar 44,8573
Euro 52,8184
Altın 6.966,26
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 14 °C
Yağmurlu

Sessiz Sofranın İnceliği

15.01.2026
60.300
A+
A-
Sessiz Sofranın İnceliği

Akşamın alacakaranlığı odaya çökerken, evin içinde sadece saatin tik takları ve mutfaktan gelen tabak sesleri duyuluyordu. Selim, günün yorgunluğunu ve dışarıdaki aksiliklerin hıncını eve taşımıştı. Kapıdan girer girmez, sırf ayakkabısının bağcığı çözüldü diye, ona güler yüzle hoş geldin diyen eşi Leyla’ya ağır sözler sarf etti.

“Her yer her yerde, bir gün de şu evi tam istediğim gibi bulamayacak mıyım?” diye gürledi Selim. Oysa ev pırıl pırıldı. Leyla’nın kalbi, bir camın çatlaması gibi ince bir sızıyla sarsıldı. Gözleri doldu ama tek bir kelime etmedi. Tartışmak, ateşe odun atmaktı; o ise serin bir su olmayı seçti hep.

Selim, koltuğa yığılıp sert bir sesle emretti: “Çabuk kur şu sofrayı, açım!”

Leyla, mutfağa geçti. Parmakları titriyordu ama hırsla değil, kırgınlıkla. İçinden “Neden?” diye geçirdi. Sonra derin bir nefes aldı. Öfkeyi öfkeyle karşılamak, sadece evi daha karanlık yapardı. Hiç sesini çıkarmadı. En sevdiği örtüyü serdi masaya. Selim’in en sevdiği yemeği, sanki az önce o ağır sözleri işitmemiş gibi büyük bir özenle tabağa koydu. Ekmeği dilimledi, suyu bardağa doldurdu.

Mutfaktan o yumuşak sesiyle seslendi: “Buyur bey, sofra hazır. Afiyet olsun.”

Selim, masaya oturduğunda karşısında bir kavga, bir surat asma veya bir sitem bekliyordu. Ama gördüğü tek şey; özenle hazırlanmış bir sofra ve eşinin o dingin, sessiz asaletiydi. O an yediği ilk lokma boğazına dizildi. Leyla’nın sessizliği, aslında Selim’in tüm bağırışlarından daha yüksek bir sesle konuşuyordu.

Leyla bir köşeye çekilip eline örgüsünü aldığında, Selim elindeki kaşığa bakıp kaldı. Karşısındaki kadının sabrı, onun kibrini yerle bir etmişti. Kalp kıranın açlığı dinerdi ama kırdığı kalbin mahcubiyeti, insanın ruhunu bir ömür aç bırakırdı.

Mekan Önerisi
BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.