Dolar
Euro
Altın
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara °C

“Metro İstasyonundaki Hayat, “Son İstasyon”

22.01.2026
1.088
A+
A-
“Metro İstasyonundaki Hayat, “Son İstasyon”

Kızım beni evden kovdu… Aylar sonra onu hamile halde, metroda yerde uyurken buldum. Ben Rıfat, 65 yaşındayım. Eşim, kızımız Aslı henüz beş yaşındayken hayatını kaybetti. O günden sonra Aslı’yı tek başıma büyüttüm. Üç işte çalıştım. Uykusuz gecelerim sayısızdı. Her sabah ve her gece onun için dua ettim. Aslı büyüdü… ama ben baba olarak endişelenmeyi hiç bırakmadım. Özellikle nişanlısı Levent konusunda içim hiç rahat değildi.
Defalarca uyardım: “Aslı, o iyi biri değil. İnsanlara nasıl davrandığına dikkat et. Onunla evlenme.” Bir gün bunu kendi gözlerimle gördüm.
Levent, bir markette kasiyerle flört ediyordu. Fazla samimiydi. Fazla rahattı. Aslı’ya anlattım. “Baba, beni ona karşı doldurmaya çalışıyorsun!”
“Hayır kızım!” dedim. “Gerçeği söylüyorum. Lütfen gözlerini aç.” Bir anda bağırdı“

UMURUMDA DEĞİL! BENİ KONTROL ETMEYE ÇALIŞIYORSUN!”

Aylar geçti. Bir akşam karşıma çıktı. Üzerine özenle giyinmişti. Benden onay istiyordu. Gözlerinin içine baktım ve şunu söyledim:
“Onunla asla evlenmemeni isterim. O zalim ve güvenilmez.” Levent araya girdi: “Bu yaşlıyı dinleme.” Aslı’nın gözleri doldu… ve hayatımı parçalayan o cümleyi kurdu:
“Bu benim hayatım baba. Git. Şimdi!” Yalvardım. “Aslı, ne olur… Ben sadece seni korumaya çalışıyorum. Onun neler yapabileceğini bilmiyorsun.” Bağırdı:
“Hayır! Burası annemin evi! O benim yanımda olmanı istemezdi! Git!” O gece evden ayrıldım. Küçük, soğuk bir ev tuttum. Çalıştım. Sustum. Dayandım.
Sonra bir gün… onun bir oğlu olduğunu duydum. Ulaşmaya çalıştım. Beni engelledi. Yıllar geçti. Bir gün metroda yürürken adımlarım durdu. Kalbim duracak sandım.
Yerde biri yatıyordu. Hamileydi. Üzerindeki palto yırtıktı. Saçları birbirine girmişti. Kirli zeminde, soğuktan kıvrılmış halde uyuyordu. Fısıldadım:
“Allah’ım… Aslı?” Gözleri aniden açıldı. Bana baktı.

Aslı, sanki bir rüyanın içindeymiş gibi gözlerini kırpıştırdı. Yorgunluktan çökmüş gözaltları, solgun teni ve titreyen elleriyle bana bakarken, o an dünyam başıma yıkıldı. Benim prensesim, pamuklara sarıp büyüttüğüm kızım, bir metronun kirli betonunda hayata tutunmaya çalışıyordu.

Sorum üzerine hıçkırıklara boğuldu. Sesi, boş metro istasyonunda yankılanan acı bir feryat gibiydi.

“Baba…” dedi, sesi titreyerek. “Haklıydın. Her kelimende haklıydın. O… o bizi terk etti. Oğlumu sosyal hizmetler aldı, bakamadım baba… Ev sahibi beni kapıya koydu. Bu bebekle… ne yapacağımı bilemedim.”

Elimi uzattım, çekinerek ama büyük bir şefkatle saçlarına dokundum. O an ne kovulduğum gece, ne çektiğim yalnızlık, ne de o ağır sözler aklımdaydı. Sadece evladım vardı.


Yeniden Başlamak

Dizlerimin üzerinde duracak halim kalmamıştı ama Aslı’yı o yerden kaldırmak için içimde tarif edilemez bir güç buldum.

  • Hemen oradan ayrıldık: Onu kolundan tutup kaldırdım. Kendi paltomu çıkarıp o titreyen omuzlarına sardım.

  • Küçük evime gittik: “Burası saray değil kızım,” dedim içeri girerken, “ama burası senin evin. Kimse seni buradan kovamaz.”

  • Söz verdim: Sıcak bir çorba içtikten sonra elini tuttum. “Oğlunu geri alacağız Aslı. Torunumu bulacağız. Ben hala buradayım, hala senin babanım.”

Bir Babanın Mücadelesi

Ertesi sabah erkenden işe koyulduk. Önce doktor kontrolleri, sonra avukatlarla görüşmeler… Aslı her geçen gün biraz daha toparlanıyordu. İçindeki o hırçın kız gitmiş, yerine hayata karşı mahcup ama umutlu bir anne gelmişti.

Bir ay sonra, sosyal hizmetlerin kapısında beklerken Aslı’nın elini tutuyordum. Kapı açıldı ve küçük bir çocuk dışarı çıktı. Babasına, yani bana benzeyen o küçük gözleri gördüğümde ağlamamak için kendimi zor tuttum.

Aslı dizlerinin üzerine çöktü ve oğluna sarıldı. Ben ise biraz geride durup gökyüzüne baktım.

“Geç oldu ama geldin kızım,” diye fısıldadım içimden. “Affetmek, sevgiden daha zormuş; ama biz başardık.”

Mekan Önerisi
BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.